"Enter"a basıp içeriğe geçin

Söyleyemediklerim

paylaş

Söyleyemediklerim etiketi ile karşımıza çıkan siyah beyaz aşk çaresizliği yaşayan kahramanları ile evimize misafir oldu.

Dilimde o hançerlerden sızıp içimde biriken zehrin tadı
İçimde kulağımı sağır eden
Söyleyemediklerimin suskun çığlığı

Gözlerine bakarsa gözlerim
İçimdeki enkaza seni de ortak eder miyim?
Ya enkazımın altında kalırsa minik kalbin?
Söyle ben bu acı ile yaşayabilir miyim?

Evet son izlediğimiz bölüm içimde şiir yazma isteği uyandırdı ve üsttekileri karaladım umarım beğenirsiniz. Bölümün güzelliğinden mi yoksa aslının göz yaşlarının içime işlemesinden mi bilmem çok etkilendim bu bölüm. Hepimiz sınırları belirlenmiş normlar içinde yaşar ve o sınırların dışına çıkmadığımız için kendimizi iyi hissederiz. Aslı da Ferhat da birbirlerinin hayatına dokunmadan önce kendi dünyalarında yaşıyorlardı. Varlığından haberdar olmadığınız bir şeyin yoksunluğunu da çekmezsiniz ya ikisi de o durumdaydı. Ferhat kendi karanlığının mahkumu olarak duygularına sağır yaşarken, Aslı korunaklı pembe dünyasında yaşıyordu. Birdenbire ikisi de birbirlerinin dünyasına düştüler sonra da aşka… ve şimdi Ferhat ikilemlerle dolu ruh halinde Aslı için Aslı’dan vazgeçmek istiyor.  Ayhan’ın dediği gibi köşeye sıkışmış durumda ama Aslı bir doktor gerekirse Ferhat’ın içindeki enkazı tek tek elleri ile temizleyip tek öpücükle prense dönüşemeyen prensini tedavi edecek. Yani boşanma olmaz eminim ben.

 

 

Gelelim diğer kahramanlarımıza açılışı Yeter ve Namık konuşması ile yaptık açıkçası Yeter’in vuracağını tahmin etmiştim ama konuşmalar sağlamdı. Sonrasında yaşananlar Azad baba ve geçmiş derken işler keyifli bir hal aldı. Ben seviyorum akıllı düşmanları, Gülsüm olayının ortaya çıkışı ve sonrasında gelişen olaylar da beklediğimiz gibiydi. İdil odasında gelinliğini çıkaracakken yaşadığı kriz esnasında bir an yerli dizi izlediğimi unutup üstündekileri yırtarak soyunacak sandım ama yapmadı. Abidin Gülsüm durumlarını sevmedim sevmeyeceğim birlikte aynı evin içinde büyümüş iki insan bana hala ensest gibi geliyor kaldı ki Gülsüm kurban da değil bebeğinin babası aynı evin içinde yaşadığı kuzenin kocası ve o evlilikten adamın bir çocuğu daha var. Bu yüzden Gülsüm kurban demek gelmiyor içimden. Cüneyt demişken biri hayrına öldürsün artık onu günden güne daha da tiksindirici bir hal aldı. Karısının yanında Gülsüm için konuştukları iğrençti. Bunca bölümdür tek tahammül edebildiğim Cüneyt dayak yiyen Cüneyt’ti.

 

Handan tepkilerinde haklıydı ama Gülsüm’ün ilaç aldığını gördüğü ana kadar o andan sonra görmezden gelmesi hakikatten kötüydü. Yeter’in evden ayrılması da güzeldi. Yiğit ile olan sahneleri de bu bölüm beni sinir eden adam ise dünyanın en kör en beceriksiz polisi olan Cem adam o kadar beceriksiz salak ve aynı zamanda gıcık ki haklı olduğu kardeşi için endişelenen abi görünümde bile beni sinirlendirmeyi başardı. Son sahne ve son sahnede çalan biliyorsun şarkısı çok yakışmıştı ve çok güzel bir sahneydi.

Söyleyemediklerim etiketi ile izlediğimiz bölüme dair benim hissettiklerim bunlar peki ya siz nasıl buldunuz? Siyah Beyaz Aşka dair diğer yazılarımız için siyah beyaz aşk kategorisini ziyaret etmeyi unutmayın.

Scroll Up